Dârul İslam – Dârul Harb

Admin Genel 4.718 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

Dâr kelimesi lügatte, bina, arsa, mahalle, bina ve arsaların toplandığı yer manalarına gelir. Bir kavmin konakladığı, yerleştiği yere de dâr denir. Bu kelime, belde anlamına geldiği gibi mecazen kabile manasında da kullanılır. İslam hukuku terimi olarak ise, bir müslüman veya gayrimüslim idarecinin hakimiyeti altındaki ülke manasındadır.

Bir ülkenin dârul İslam kabul edilmesinde temel ölçü, idare ve icraatın İslami olması, yani ülkenin İslam esaslarına göre yönetilip İslam hukukunun tatbik edilmesidir. Buna göre dârul İslam, nüfusu ister müslüman ister gayrimüslim olsun, müslümanların hakimiyeti altında olan ve İslam hukukunun tatbik ve icra edildiği yasamanın, yürütmenin, yargının müslüman otoritenin elinde olduğu her ülkedir. Dârul harb ise, İslam’ın siyasi hakimiyetinin sınırları dışında kalan, idare ve hukuk nizamının İslami olmadığı her ülkedir. Bunda da temel ölçü, İslam hükümlerinin tatbik edilmemesidir.

İslam hukukçuları dârul İslam ve dârul harbe dair birçok tarifler yapmışlardır.  O tariflerden bazıları şunlardır:

Debûsî şöyle demiştir: “Dârul İslam, müslümanların idare ve hakimiyetleri altındaki yerdir.” [1]

Kuhîstânî şöyle demiştir: “Dârul İslam, müslümanların imamının (devlet başkanı) sulta ve hükmünün yürürlükte olduğu ülke; dârul harb de kâfirlerin reisinin emir ve idaresinin yürürlükte olduğu ülkedir.” [2]

Ebu Yusuf ve Muhammed şöyle demiştir: “Bir ülkede şirk kanunları üstün durumda olursa, orası dârul harb olur. Çünkü bir bölgenin bize veya onlara nisbet edilmesi, kuvvet ve üstünlük itibarıyladır. Şirk kanunlarının geçerli olduğu her yerde kuvvet de müşriklere aittir ve orası dârul harb olmuştur. İslam kanunlarının geçerli olduğu her yerde ise kuvvet müslümanlara aittir.” [3]

İmam Serahsî şöyle demiştir: “Dârul İslam, müslümanların hakimiyetleri altındaki yerin ismidir.” [4]

İmam Râfiî şöyle demiştir: “Bir ülkenin dârul İslam telakki edilmesi için orada hiç müslüman bulunmasa da ülkenin imamının istila ve hakimiyeti altında bulunması yeterlidir.” [5]

Haccâvî şöyle demiştir: “Dârul harb, küfür hüküm ve idaresinin hakim olduğu ülkedir.” [6]

İbn Kayyım ise şöyle demiştir: “Alimlerin çoğunluğu şu görüştedir: Dârul İslam; müslümanların barındığı ve İslam hükümlerinin geçerli olduğu ülkedir. Eğer İslam hükümleri geçerli değil ise, bir ülke dârul İslam’a bitişik olsa dahi, dârul İslam sayılmaz.” [7]

Yapılan tariflerden anlaşılacağı üzere, dârul İslam ve dârul harbin tayin ve tesbitinde temel kıstas otorite ve hakimiyet olup nüfusun müslim veya gayrimüslim olması, az veya çok olması önemli değildir.

Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

DİPNOTLAR
[1] (A.g.e, va. 453a/317a)
[2] (Câmiu’r-Rumûz: II/311)
[3] (Mebsût: X/114)
[4] (Şerhu’s-Siyer: IV/1253 ; Mebsût: X/81)
[5] (İbn Hacer, a.g.e IX/269)
[6] (el-İknâ: II/7)
[7] (Ahkâmu Ehli’z-Zimme: 1/366)

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...