Din

Admin Kavramlar 3.230 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

Asrımızda içi boşaltılıp gerçek anlamından uzaklaştırılan kelimelerden bir tanesi de din kavramıdır. Allah’ın kitabında din kavramı apaçık bir şekilde karşımızda dururken içinde yaşadığımız toplumda herkesin kendine göre bir din tanımı, bir din görüşü ve yorumu vardır. Din konusunda genel kanaat; Allah ile kul arasında olan bir vicdan işi, bazı ibadet şekillerinin nasıl yapılacağını açıklayan ve insanların sadece ahiretini ilgilendiren bir hadisedir. Bunun dışındaki hayatı kuşatan tüm alanlar (siyaset, yönetim, hukuk, eğitim, ticaret, insan ilişkileri, sosyal ve içtimai her türlü düzenleme) dinin alanına girmez. Bunlar dünya işleridir. Din başka dünya işleri başkadır! İşte halk kitlelerinin olduğu kadar, resmi ideolojinin din tanımı da budur. Peki Kur-an’daki gerçek din nedir?

Dinin Tanımı

Din kelimesi lügatte, hakimiyet, hüküm, şeriat, hesaba çekmek, ceza ve mükâfat, boyun eğmek, millet gibi çeşitli anlamlara gelir. Istılahta ise, Allah Subhanehu ve Teala tarafından vahiy yoluyla indirilen, insanların dünya ve ahiret hayatına yön veren bir nizamdır.

Din; insanın benimseyip, itaat ederek boyun eğdiği herhangi bir yüce egemenliktir. Bu egemenliğin koyduğu yasa ve kurallar çerçevesinde hayatını sürdürür. Boyun eğdiği egemenliğin, siyasal otoritesine itaat etmesine karşılık izzet, yücelme ve mükâfat bulmayı umar. İsyan etme veya otoriteyi tanımama durumunda ise, alçaklık ve perişan hale düşmekten, en ağır azaplarla karşılaşmaktan korkar. Din bir hayat şeklidir ve her hayat şeklide bir dindir. Yani, üstünlüğü kabul edilen kanun ve kurallarla belirlenmiş yaşama şekline din denir.

Dinlerin Tasnifi

Kur-an’a göre dinler hak din, muharref din ve bâtıl dinler olmak üzere üçe ayrılır.

Hak din, Allah tarafından peygamberler aracılığıyla insanlara bildirilen, hiçbir değişikliğe uğramadan ve bozulmadan günümüze kadar gelen dindir. Bütün peygamberlere Allah’ın gönderiği din İslam’dır. Hak din, peygamberlere günün şartlarına göre şeriatları farklı olarak gelmiştir. Akide ise, bütün peygamberlerde aynıdır.

Muharref dinler, tahrif edilmiş, bozulmuş dinler demektir. Allah’ın gönderdiği dinin eklemeler ve çıkarmalarla değiştirilmiş şeklidir. Yahudilik ve hristiyanlık muharref dinlerdir.

Bâtıl dinler, insanlar tarafından konulan hayat şekilleridir. İnsanlar için düşünce ve yaşantılarının temelini oluşturan her sistem, inanç veya felsefe din ismini almasa dahi, gerçekte birer dindirler. Dolayısıyla dini olmayan hiç kimse yoktur. Çünkü herkesin bir hayat tarzı vardır. Bu ideolojilere din denilmesi için, kaynağı itibariyle ilahi veya beşeri olma şartı yoktur. Kanun ve kuralların Allah’a dayanmadığı sistem ve nizamların tümü bu gruptandır.  Puta tapıcılık, mecusilik, budizm gibi hayat şekilleri eski zamanlardan beri görülen bâtıl dinlerdir. Kapitalizm, kominizm, sosyalizm, faşizm, kemalizm, laiklik gibi ideolojiler ve tüm beşeri düzenler ise günümüzdeki bâtıl dinlerden bazılarıdır. Bu bâtıl dinlere inanmak, bu bâtıl dünya görüşünü benimsemek ve bu bâtıl dinleri yaşamak ile, benim dinim bu ideoloji veya bu izm’dir demek arasında hiçbir fark yoktur.

Din Kelimesinin Kur-an’daki Kullanılışı

Kur-an’da din kelimesinin başlıca şu anlamlarda kullanıldığı görülür:

Millet anlamıyla din:

“Öyle ise, hanif olarak İbrahim’in milletine (dinine) uyunuz.”  (Âli İmrân, 3/95)

“De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in milletine (dinine) iletti. O, müşriklerden değildi.” (En’âm, 6/161)

Bu ayetlerde ve benzerlerinde millet kavramı din yerine kullanılmaktadır. (Ayrıca bkz. Yûsuf, 12/38 ; Nisâ, 4/125 ; A’râf, 7/88-89 ; İbrâhîm, 14/13 ; Nahl, 16/123 ; Kehf, 18/20 ; Hacc, 22/78 ; Sâd, 38/7 ; Bakara, 2/120-130-135..)

Hesap, ceza ve mükâfat günü anlamıyla din:

“Din (hesap, ceza ve mükâfat) gününün mâlikidir.” (Fâtiha, 1/4)

“Din (hesap, ceza ve mükâfat) gününü yalan sayıyorduk.” (Muddessir, 74/46)

Bu ayetlerde ve benzerlerinde din kelimesi insanın iman ve ameline göre hesaba çekileceği ve buna göre ceza veya mükâfat elde edeceği ahiret gününü ifade etmektedir. (Ayrıca bkz. Şuarâ, 26/82 ; Sâd, 38/78 ; Hicr, 15/35 ; Mâûn, 107/1 ; İnfitâr, 82/17 ; Sâffât, 37/20 ; Zâriyât, 51/6 ; Vâkıa, 56/56..)

Teslim olma, itaat etme, boyun eğme anlamıyla din:

“Göklerde ve yerde ne varsa, O’nundur, din (itaat-kulluk) de yalnız O’nundur. O halde Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?” (Nahl, 16/52)

“Halbuki onlara ancak, dini (itaat-kulluk) yalnız O’na has kılarak ve hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam din de budur.” (Beyyine, 98/5)

Bu ayetlerde ve benzerlerinde din kelimesi yüksek bir otoriteye boyun eğme, ona itaat etme ve ona kul olma anlamında kullanılmaktadır. Dinin Allah’a has kılınmasının manası, hakimiyeti, hüküm koyma hakkını, ibadet ve itaat edilmeye layık olmayı yalnızca Allah’a ait kabul etmektir. Kulluk anlamında Allah’tan başkasına boyun eğmemek, O’ndan başkasına ibadet etmemek, kulluğa ait bütün hükümleri O’ndan almak demektir. (Ayrıca bkz. Zumer, 39/2-3-11-12 ; Âli İmrân, 3/83 ; Mu’min, 40/65..)

Kanun, hüküm, düzen anlamıyla din:

“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” (Nur, 24/2)

Bu ayette “Allah’ın dininde..” yani Allah’ın kanunlarını, zina edenler için bildirdiği ceza hükümlerini uygularken onlara acıyacağınız tutmasın buyrulmuştur. Din kelimesi burada Allah’ın kanunları, hükümleri olarak kullanılmıştır.

“Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini (aramaya) başladı. Sonra da onu, kardeşinin yükünden çıkarttı. İşte biz Yusuf’a böyle bir tedbir öğrettik, yoksa kralın dinine (yürürlükteki kanuna göre) göre kardeşini (yanında) alıkoyamazdı.” (Yûsuf, 12/76)

Bu ayette de Allah Subhanehu ve Teala açık bir şekilde kralın uyguladığı ve uyduğu kanun ve yasaları “dîni el melik” kralın dini biçiminde ifade ederek dinin tanımını bizlere bildirmiştir. Öyleyse bir kimse, herhangi bir şahsı en üstün dayanak, hükmünü de nihai hüküm kabul eder ve onun çizdiği yola tâbi olarak, istekleri doğrultusunda hareket ederse, şüphesiz ki bunu yapan kişi onun dinine, yoluna girmiş demektir. (Ayrıca bkz. Kâfirûn, 109/6 ; Mu’min, 40/26 ; Tevbe, 9/36 ; Şûrâ, 42/21..)

Peki, üzerinde yaşadığımız coğrafya üzerinde hüküm süren din Allah’ın dini midir? Yoksa demokrasi dini midir? Daha açık bir ifadeyle bugün bu topraklar üzerinde Allah’ın hükmü, şeriatı, ceza hukuku mu geçerlidir? Yoksa demokrasinin hükmü, ceza hukuku, anayasası mı geçerlidir? Bilinen bir gerçektir ki bu coğrafya da demokratik bir din anlayışı hüküm sürmekte ve kabul görmektedir. Öyleyse her kim Allah’ın indirdiği kanun ve yasaları bir tarafa bırakıp demokrasinin kanun ve yasalarına itaat ederek tâbi oluyorsa bu kimse demokrasi dini üzeredir.

Hak Din İslam

Allah Subhanehu ve Teala’nın katında makbul olan şeriat, İslam şeriatıdır. İslam’dan başka Allah’ın razı olacağı bir din yoktur. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam’dır.” (Âli İmrân, 3/19)

Bu ayette Rabbimiz kendi nazarında ki dosdoğru hayat nizamının sadece Allah’a itaat ve kulluk esasına dayalı olan İslam nizamı olduğunu açıklıyor.

Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âli İmrân, 3/85)

Bu ayette ise Allah’tan başka bir otoriteye itaat üzerine kurulan nizamların geçerli olmadığını bize bildiriyor.

“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!” (Enfâl, 8/39)

Bu ayette de İslam dinine inanan mü’minlere, fitne yani Allah’a isyan üzerine kurulan insanların insanlara hükmettiği bütün nizamlar yok edilinceye, bütün kulluk ve itaat nizamı sırf Allah için oluncaya kadar, yeryüzündekilerle savaşmayı ve bundan hiçbir suretle vazgeçmemeyi emretmektedir. Kâfirlerin hakimiyeti ve politik üstünlükleri ortadan kaldırılmadıkça ve Allah’ın dini için gerekli özgürlük sağlanmadıkça müslümanlara dinlenme yoktur.

Din kelimesi ile ilgili bu anlatılanlardan sonra hakka tâbi olma derdinde olan insanlara çağrımız ise demokratik dinin kanun ve yasalarını hayatlarından atmaları, demokratik dinin gereklerine zerre kadar önem vermemelidir. Sadece ve sadece Allah’ın indirdiklerine tâbi olmaları, Allah’ın indirdiklerinin dışında kalanlardan yüz çevirmeleridir. Aksi bir yaşam şekli ise iki dinlilik; yani şirk olacak ve sahibini müşrik hükmüne sokacaktır.

Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...