Hakimiyet Allah’ındır

Admin Makaleler 7.281 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

Hakimiyet konusu tevhid inancını oluşturan ana meselelerden biridir. Hiç şüphesiz ki İslam dininde hakimiyet yani emretmek ve yasaklamak Allah Subhanehu ve Teala’ya aittir. Allah’tan başka hayatımıza hükmedecek bir hakimiyet sahibi yoktur. Boyun eğerek itaat edilecek tek sulta sahibi Allah Subhanehu ve Teala’dır. Hakimiyet Allah’ındır demek, Allah’ın dinine göre yaşantına yön vermek demektir. Kişinin tevhidi gerçekleştirebilmesi için öncelikle hakimiyet iddiasında bulunan tüm tağuti güç ve otoriteyi, beşeri ideolojiyi reddetmesi ve hakimiyeti yalnız Allah’a tahsis etmesi gerekmektedir.

“el-hukm” kökünden türeyen hakimiyet kelimesi, men etme, mani olma, bütünüyle kontrol altına alma anlamlarına gelmektedir. Hakimiyet, hüküm verme, kanun ve nizam belirlemede de tek yetkili olmak demektir.

Kur-an’ı Kerim’de hakimiyetin Allah’a ait olduğunu bildiren birçok ayeti kerime vardır. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

 “Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yûsuf, 12/40)

“Hüküm ancak Allah’ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (En’âm, 6/57)

“Hüküm veren Allah’tır. O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.” (Ra’d, 13/41)

“Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas, 28/70)

Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul eden insan, onun emretme ve hükmetme yetkisinide kabul etmek zorundadır. Zira nasıl ki yaratan, yaşatan, öldüren, dirilten, rızık veren Allah Teala ise hükmeden, emreden, helal-haram belirleyende ancak O’dur. Bu hak O’ndan başkasına asla verilemez. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

 “Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir.” (A’râf, 7/54)

“O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (Kehf, 18/26)

İnsanlar için Allah’ın indirdiklerinden ve O’nun hükmünden daha iyi bir hüküm koyabilecek hiç kimse yoktur. En doğru ve güzel hükmü verecek olan tüm alemin yaratıcısı Allah Teala’dır. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Onlar, hâlâ cahiliyye devrinin hükmünü mü istiyorlar? İyi bilen bir topluluk için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır?” (Mâide, 5/50)

“Allah, hüküm verenlerin en üstünü değil midir?” (Tîn, 95/8)

Şahit olmaktayız ki bugün demokrasi gibi cahiliye sistemlerinde Allah’ın şeriatının bu zamana uymadığını söyleyen kimseler Allah’ın hakimiyet hakkını gasp ederek haddi aşmışlardır. Kendisini müslüman (!) olarak adlandıran asrın Firavunları sosyal, siyasal, hukuki, ekonomik tüm alanlarda Allah’ın indirdiği hükümleri yürürlükten kaldırılmış ve yerine kendi heva ve heveslerinden uydurdukları Allah’ın şeriatına muhalif olan hükümler getirmişler ve bu hükümlerle topluma, devlete kısacası hayatın her alanına yön vermektedirler.

Buna misaller verecek olursak; İslam dininde haram/yasak olmasına rağmen “faiz, içki, zina, şans oyunları..” (bkn. Bakara, 2/275 ; Bakara, 2/219 ; İsrâ, 17/32 ; Mâide, 5/90..) gibi yasaklar demokratik sistemin kitabında suç olmaktan çıkarılıp helal/serbest bırakılmıştır. Allah Subhanehu ve Teala’nın emrettiği “kısas, zina edene yüz değnek ve hırsıza uygulanan el kesme..” (bkn. Bakara, 2/178 ; Nûr, 24/2 ; Mâide, 5/38..) gibi şer’i cezalarda iptal edilmiştir. Yine Rabbimiz yüce kitabında mirası “erkek için iki, kadın için bir pay..” (bkn. Nisâ, 4/11..) şeklinde taksim etmesine rağmen  bu hükümde yürürlükten kaldırılarak insanlar için beşer ürünü olan modern (!) bir miras hukuku getirilmiştir. Allah Teala müslüman erkeğe “iki, üç ve dörde kadar kadınla..” (bkn. Nisâ, 4/3..) evlenebilirsiniz diye bildirmişken bu demokratik, laik sistemde birden fazla eşlilik yasaklanmış ve suç unsuru sayılmıştır. Bu misalleri çoğaltmak mümkündür.

Peki mutlak olarak itaat edilmesi gereken mercii olarak kendileri ve kanunlarını gören, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyen, Allah’ın emirlerine zıt yeni kanunlar icad eden, Allah’ın yasakladıklarını serbest, serbest bıraktıklarınıda yasaklayarak hakimiyeti/egemenliği kendisinde gören kimselerin hükmü nedir?

Hiç şüphesiz ki bu kimseler rablık iddia ederek tağutlaşmıştır. Allah Subhanehu ve Teala’nın koyduğu kanunları kabul etmeyip kendi arzularına göre emir ve yasaklar koyan devletler, partiler, meclisler ve bu kanunları kabul ederek hakimiyet yetkisini onlara veren, tağutları söz, fiil ve kalb ile destekleyenler her ne kadar namaz, oruç, zekat, hac gibi amelleri yerine getirselerde İslam dini ile bağlarını koparmışlardır. Nasıl ki “Tüm alemi ben yarattım” diyen bir insanın küfründe şüphe yoksa “Hakimiyet milletindir” diyen bir kimsenin küfründe de zerre kadar şüphe yoktur.

Kâfirlerin hoşuna gitmese de; Hakimiyet kayıtsız ve şartsız Allah’ındır.

Bizi İslam ile şereflendiren Allah’a hamd olsun.

Ebu Ahlas.  

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...