Küfür

Admin Kavramlar 2.611 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

Müslümanım diyen her bireyin dinin temel kavramlarını bilmesi bu kavramları vahiy eksenli olarak anlaması ve yaşaması gerekmektedir. Bu kavramların en önemlilerinden biri de küfür kavramıdır.

Küfür Tanımı

Küfür kelimesi lügatte, örtmek ve gizlemek anlamlarına gelmektedir. Tohumu toprak ile örttükleri için çiftçiye, herşeyi gizlediği için geceye kâfir/örtücü denmiştir. Istılahta ise, imana aykırı olan inanç, söz veya ameldir. İman ve küfür birbirinin zıddıdır. İkisi asla bir arada bulunmaz. Birinin varlığı ile diğeri yok olur. İki zıt şeyin bir arada bulunamayacağı aklın kabul ettiği bir kuraldır. Kâfir kişi de Allah’ın varlığını, ayetlerini, nimetlerini veya hükümlerini görmezlikten, bilmezlikten gelip örterek inkâra gittiğinden bu ismi almıştır.

Küfrün Türleri

Küfür; büyük küfür ve küçük küfür olmak üzere iki türdür.

1- Büyük Küfür: Kişiyi dinden çıkartan küfür olup, cehennemde ebediyen kalmayı gerektirir. Büyük küfrün birçok çeşidi vardır. Onlardan başlıcaları şunlardır:

İnkâr ve Tekzib (Yalanlama) Küfrü: Bu, zahir ve bâtın olarak yapılan yalanlamadır. Allah’ın haber verdiği şeylerin aksini savunmak, kabul etmemek ve yalanlamak suretiyle meydana gelir. Mesela peygamberlerin yalan söylediklerine ve onların gerçek diye verdikleri haberlerin gerçek olmadığına inanmak gibi. Aynı şekilde, Allah’ın helallerini haram, haramlarını helal yapmakta rasulün getirdiğini kabul etmemek, reddetmektir. Bu da yalanlama küfrüne dahildir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Ayetlerimizi, ancak kâfirler bile bile inkâr eder.” (Ankebût, 29/47)

“Allah’a karşı yalan uyduran yahut kendisine hak gelmişken onu yalan sayandan daha zalimi kimdir? Cehennemde kâfirlere yer mi yok!” (Ankebût, 29/68)

Tasdik ile Birlikte Reddetme ve Büyüklenme Küfrü: Bu, rasulün getirdiğinin Rabbinden gelen bir hak olduğunu kabul etmekle birlikte, büyüklenmek, azıp şımarmak ve hakkı ve hak ehlini küçümsemek sebebi ile hakka tâbi olmayı reddeden kimsenin küfrüdür. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Sana düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!” (Şuarâ, 26/111)

“Hani biz meleklere: ‘Adem’e secde edin’ demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kâfirlerden oldu.” (Bakara, 2 /34)

Şüphe ve Tereddüt Küfrü: Bu Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in getirdiklerinin doğruluğunda ve onun getirdiklerine tâbi olmak hususunda tereddüt göstermek yahutta bunun kesin bir hak olduğu hususunda tereddüde düşmek demektir. Çünkü istenen iman, rasulün Rabbinden getirdiği hakkında onun hiçbir şek ve şüphe bulunmayan bir hak olduğuna kesin olarak inanmaktır. Aynı şekilde bunun hak olduğuna dair ağırlıklı bir kanaate sahip olmakla birlikte, hak olmaması da mümkündür gibi bir zanna sahip olması da bu kabildendir ve küfür olan bir zandır. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.” (İbrâhîm, 14/9)

“Kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: ‘Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmam. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbime döndürülürsem dahi elbette bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum’. Karşılıklı konuşan arkadaşı ona hitaben dedi ki: ‘Sen, dedi, seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, daha sonra seni bir adam biçimine sokan Allah’ı inkar mı ettin? Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam’.” (Kehf, 18/35-38)

Yüz Çevirme Küfrü: Hakkı önemsemeyerek ve ondan hoşlanmayarak öğrenmemek ve gereğince amel etmemek suretiyle terk etmektir. Bu terk ediş, ister sözlü, ister davranış, ister itikadi olsun; ister genel, ister özel olsun farketmez. Kur-an ve Sünnet ile hükmetmemek, bu ikisinden başkasına muhakeme olmak, kâfirleri tekfir etmemek bu küfür çeşidine dahildir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

(Bazı insanlar) ‘Allah’a ve Peygamber’e inandık ve itaat ettik’ diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.” (Nûr, 24/47)

“İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.” (Ahkâf, 46/3)

Nifak Küfrü: Bu da kalbinden rasulün getirdiğini red ve inkâr etmekle birlikte, zahiren getirdiğine tâbi olduğunu göstermektir. Böyle bir kimse bu davranışları ile ona iman ettiğini gösterirken, içinden ona kâfir olduğunu gizler. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Munâfıkûn, 63/3)

“İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde ‘Allah’a ve ahiret gününe inandık’ derler.” (Bakara, 2/8)

Sövme ve Alay Etme Küfrü: İster alay etmek, ister kâfirlere hoş görünmek için, ister tartışma halinde, isterse öfke halinde olsun, İslam dininin bilinmesi zorunlu olan şeylerinden herhangi biriyle alay etmek, onda eksiklik bulmak ya da ona sövmektir. Bunu yapan kimsenin küfründe bütün imamlar icma etmişlerdir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Eğer onlara, (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler. De ki: Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun peygamberi ile mi alay ediyordunuz? (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kâfir oldunuz.” (Tevbe, 65-66)

2- Küçük Küfür: Bu tür küfür kişiyi dinden çıkartmayan küfürdür. Bunlar Kur-an ve Sünnet’te küfür olarak adlandırılmış ama büyük küfür sınırına ulaşmayan günahlardır. Bu küfrün pek çok çeşidi vardır. Burada zikredeceklerimiz bunların sadece bir kaçıdır.

Allah’tan Başkası Adına Yemin Etmek: Bu küfür, kişinin Allah’tan başkasının adına yemin etmesiyle gerçekleşir. Günümüzde en çok görülen ata, baba, bayrak, şeref ve namus gibi şeyler adına yemin edilmesi buna misaldir. Fakat yemin eden kişi eğer Allah’ı tazim ettiği gibi, adına yemin ettiği başkasını da tazim ediyor, ondan korkuyor ve Allah’tan ümit ettiği gibi ondan da ümit ediyorsa, bu dinden çıkaran büyük küfürdür.

İbn Ömer (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah’tan başkasının adına yemin eden bir kimse küfretmiş ya da şirk koşmuş olur.” [1]

Müslümanlarla Savaşmak: Bu küfür, müslümanın müslüman bir kişi ile savaşması sonucu gerçekleşir. Kişi helal kabul etmediği sürece bir müslümanla savaşmaktan dolayı kâfir olmaz. Fakat tağutların ordusunda müslümanlara karşı savaşırsa, bu dinden çıkaran büyük küfürdür.

İbn Mes’ûd (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: 

“Müslümana sövmek fâsıklık, onunla savaşmak ise küfürdür” [2]

Nesebe Sövmek ve Ölünün Arkasından Feryat Ederek Ağlamak: Bu küfür, kişinin büyüklenerek, diğer insanlardan kendisini üstün görerek onları ve soylarını küçümsemesi ve ölü için ağıt yakması, bağırıp dövünmesi ile gerçekleşir.

Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: 

“İnsanlarda iki haslet vardır ki onlar küfürdür. Neseblere dil uzatmak ve ölen için ardından ağıt yakmak.” [3]

Büyük Küfür İle Küçük Küfür Arasındaki Farklar

– Büyük küfür dinden çıkarır. Küçük küfür ise kişiyi dinden çıkarmaz.

– Büyük küfür bütün iyi amelleri boşa çıkartır. Küçük küfür ise amelleri boşa çıkarmaz. Ancak onları eksiltir ve onunla birlikte yapılan ameli boşa çıkartır.

– Büyük küfür kişinin cehennemde ebediyen kalmasına sebeb olur. Küçük küfür işleyen bir kimse ise cehenneme girse bile orada ebediyen kalmaz. Allah Teala onu affedebileceği gibi cehenneme asla girmeye de bilir.

– Büyük küfür ile kâfir olan kişi ile mü’minler arasında katıksız düşmanlık vardır. Küçük küfür işleyen kimse ise sahip olduğu iman kadarı ile sevilir. Onda, küçük küfürden bulunan kadarı ile de ona buğz edilir.

Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

DİPNOTLAR
[1] (Ebu Davud: 3251 ; Tirmizi: 1535)
[2] (Buhari: 48 ; Müslim: 64/116)
[3] (Ahmed: 2/377 ; Müslim: 67/121)

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...