Şirk

Admin Kavramlar 7.183 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

Bilindiği gibi insanın kendisini koruyup, uzak durabilmesi için tehlike yerlerini bilmesi gerekir. O halde şirkten sakınmamız ve içine düşmememiz için de şirki bilmemiz gerekmektedir.

Şirkin Tanımı

Şirk kelimesi lügatte, birleştirmek, aralarında benzerlik bulunmak demektir. Karıştırmak, eşlik etmek, ortak olmak anlamlarında kullanılır. Istılahta ise, Allah’a ortak koşmak demektir. Bu ortak ister rububiyette ortak olsun, ister uluhiyette olsun, isterse isim ve sıfatlarda olsun aynıdır. Yani, şirk tevhidde Allah’a ortak koşmaktır. Bu sebeble şirk tevhidin zıddıdır. Zira tevhid, Allah Teala’yı birlemek, bir kılmaktır. Şirk koşan kişiye müşrik denir. Şirk küfürdür, müşrik aynı zamanda kâfirdir. Müşrik, öldüğü zaman yıkanmaz, kefenlenmez, namazı kılınmaz, müslüman mezarlığına defnedilmez.

Rububiyetteki şirk, Allah Subhanehu ve Teala’yı kendisine ait olan yaratma, yaşatma, rızıklandırma, tasarruf etme, yönetme, kanun ve yasa belirleme gibi herhangi bir özelliğinde tevhid etmemektir. Uluhiyetteki şirk, Allah Subhanehu ve Teala’yı secde ve kurban kesmek gibi herhangi bir zahiri ibadette yahut dua etmek ve sığınmak gibi herhangi bir kalbi ibadette, kısacası ibadet cinsinden herhangi bir şeyde tevhid etmemektir. İsim ve sıfatlardaki şirk, Allah Teala’yı el-Hâlık ve el-Hâkim gibi isimlerinde, bekâ ve kudret gibi sıfatlarında tevhid etmemektir. Bunların kalb yahut dil ile veyahut amel ile olması arasında fark yoktur. Yine bunların cehaletle yahut başka bir sebeble olması arasında, ikrah gibi şer’an geçerli bir özür olmadığı sürece fark yoktur.

Şirk Affedilmeyecek Büyük Bir Günahtır

Allah Teala’nın haram kıldığı şeylerin en büyüğü şirktir. Şirk, tevbe edilmediği takdirde affedilmeyecek büyük bir günahtır. Bunun dışında kalan günahlar ise affedilebilecek günahlardır. Şirkin altındaki günahları bağışlamak ise Allah Teala’nın tasarrufundadır. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büsbütün sapıtmıştır.” (Nisâ, 4/116)

Abdurrahmân bin Ebu Bekre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre: 

“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), sahabelerine üç defa: ‘Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?’ buyurdular. Sahabeler: ‘Haber ver ey Allah’ın Rasulü’ dediler. ‘Allah’a şirk koşmaktır’ buyurdu.” [1]

Şirk Tüm Amelleri Yok Eder

Şirk, insanoğlunun yapmış olduğu tüm salih amelleri silip süpüren pis bir ameldir. Bir insan hayatının tamamını Allah’a ibadet ve itaatle geçirirse, namaz kılsa, oruç tutsa, zekâtını verse, hacca gitse, fakir ve miskinleri gözetse kısacası hayır ve hasenat yönünden birçok salih amel işlese ama bununla birlikte Allah’a şirk koşsa bu şahsın tüm yaptığı tüm ameller boşa gider ve ebedi hüsranı hak etmiş olur. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Eğer onlar da (peygamberler) Allah’a şirk koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.” (En’âm, 6/88)

“Andolsun, sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi: Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.” (Zumer, 39/65)

İmam Nevevi (rahimehullah) şöyle demiştir: “İlim adamlarının icma ettiklerine göre küfür üzere ölen kâfirin ahirette hiçbir sevabı yoktur. Allah Teala’ya yaklaşmak maksadıyla dünyada yapmış olduğu hiçbir işten dolayı ona mükâfat verilmez.” [2]

Şirk İşleyen Kimse Ebedi Cehennemliktir

Şirk koşan bir kimsenin iman iddiası asla kabul edilmeyecektir. Çünkü şirk günahı imanı yok eder. Şirk koşanlar tevbe etmeden ölürse asla affedilmeyecek ve ebedi cehennemlik olacaklardır. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Ehl-i kitap ve müşriklerden olan kâfirler, içinde ebedi olarak kalacakları cehennem ateşindedirler. İşte halkın en şerlileri onlardır.” (Beyyine, 98/6)

“Biliniz ki kim Allah’a şirk koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur.” (Mâide, 5/72) 

Muâz bin Cebel (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuştur:

“Her kim Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmaksızın kavuşursa cennete girer. Her kim de O’na herhangi bir şeyi şirk koşarak kavuşursa (ölürse ebedi olarak) cehenneme girer.” [3]

Bu Ümmet Arasında Şirk Görünür mü?

Şüphesiz bu ümmet arasında fiilen şirkin pek çok çeşidi görülmüş bulunmaktadır. Bunların bir kısmı birkaç nesilden beri ortaya çıkmış ve hâlâ varlığını sürdürmektedir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de, bu ümmet arasında şirk görüleceğine dair haberleri sabit olmuştur.

Sevbân el-Hâşimî (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Ümmetimden bazı kabileler müşriklere iltihak edinceye ve onlar putlara tapıncaya kadar kıyamet kopmayacaktır.” [4]

Şirkin Türleri

Şirk büyük ve küçük olmak üzere ikiye ayrılır.

1- Büyük Şirk: Büyük şirk, kişiyi İslam dininden çıkaran ve tevbe etmediği takdirde de ebedi olarak cehennemde kalmasına sebeb olan, müslümanlarla bağını koparan, canından ve malından dokunulmazlığı kaldıran şirktir. Bunun cehaletle yahut düşmanlıkla, şaka yahut ciddiyetle olması arasında kişinin küfre girmesi açısından fark yoktur.

Büyük şirkin birçok çeşidi bulunmaktadır. Burada kısaca delilleri ile zikredeceğimiz büyük şirk çeşitleri günümüzde en yaygın olanlarından bazılardır.

İtaatte Şirk: Allah Subhanehu ve Teala’nın faiz, içki, zina, şans oyunları gibi haram/yasak kıldıklarını serbest, kısas, el kesme, çok eşlilik gibi helal/serbest kıldıklarınıda yasaklayarak kanun ve yasa çıkaranları desteklemek itaat şirkindendir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz de müşrik olursunuz.” (En’âm, 6/121)

Bu ayet, Mekke müşriklerinin müslümanlara leşler yani kendi kendilerine ölmüş hayvanlar hakkında: “Siz Allah’ın öldürdüğü hayvanları yemiyorsunuz da kendi kestiklerinizi yiyorsunuz” demeleri ve bazı müslümanlarda da bu sözlerden ötürü şüphe belirmesi sebebiyle inmiştir.

Görüldüğü üzere Allah Subhanehu ve Teala, ayeti kerimesinde müşriklere bu söyledikleri hususta itaatin şirk olduğunu beyan etmiştir. Yani her kim Allah’ın helal ve haramlarına rağmen müşriklere şer’i olan herhangi bir şey hususunda itaat ederse müşrik olur.

İbn Kesir (rahimehullah) şöyle demiştir: “Yani Allah’ın emrinden ve şeriatından başkasının dediğine saparsanız, başkasını onun önüne geçirirseniz işte bu şirktir.” [5]

“Ey Adem oğulları! Size şeytana ibadet etmeyin, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır demedim mi?” (Yâsîn, 36/60)

Bu ayette ki ibadetten kasıt itaattir. Zira insanoğlunun şeytana kıyam, secde etme gibi bir ibadet sunması düşünülemez. Allah Subhanehu ve Teala’nın kıyamet gününde şeytana tâbi olan insanoğluna yükleyeceği suç, dünya hayatında şeytanın emrine itaat etmeleri, hükmüne tâbi olmaları ve şeytanın yolundan süratle koşmaları olacaktır. Anlaşılacağı üzere itaat bir ibadettir.

“Ey iman edenler! Eğer kâfirlere itaat ederseniz, sizi gerisin geri çevirirlerde, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.” (Âli İmrân, 3/149)

Şeyh Şankıti şöyle demiştir: “Kim, Allah’ın hükümlerine muhalif hüküm koyan kişilere itaat ederse, şüphesiz itaat ettiği kişiyi Allah’a eş koşmuş olur.” [6]

O halde her kim demokrasi ve benzeri beşeri sistemlerin yöneticilerini benimser, oy vermek suretiyle onları destekler, rabıta ve istiğase gibi İslam dışı ayinleri olan tarikat şeyhlerini önder edinir, onların küfür olan kanunlarına ve inanışlarına itaat ederse Allah’a şirk koşmuş olur.

Hükümde Şirk: Hükümdeki şirk, yaratılmışların kendi nefislerinden koydukları kanunlardan hüküm istemek suretiyle gerçekleşir. Dünyevi büyük ya da küçük bir alacağın yahut önemli yahut önemsiz bir anlaşmazlığın halledilmesi için beşeri kanunlarla hükmeden tağuti mahkemelerden hüküm istemek şirktir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yûsuf, 12/40)

Bu ayette hükmün sadece Allah’a ait olduğu zikredildikten sonra ‘O, kendisinden başka hiçbir şeye ibadet etmemenizi emretmiştir’ cümlesiyle ibadetten bahsedilerek hükümde Allah’ı tevhid etmeyenlerin Allah’tan başkasına ibadet etmiş oldukları beyan olunmaktadır. Anlaşılacağı üzere hüküm istemek bir ibadettir.

“Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten iman ediyorsanız onu Allah’a ve Rasul’e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” (Nisâ, 4/59)

Bu ayette Allah Subhanehu ve Teala ‘Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız’ buyurarak ihtilafları Allah’a ve Rasulüne götürmeyi imanın şartı olarak zikretmiştir. Ayetin devamında ise  ‘Allah’a ve Rasulü’ne götürün’ diyerek ihtilafları Kur-an ve Sünnet’e götürmeyi emretmiştir.

“Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten iman ettiklerini zannedenleri görmüyor musun? Bunlar, tağuta muhakeme olmayı istiyorlar. Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları bir sapıklıkla saptırmak istiyor.” (Nisâ, 4/60)

Bu ayette ise Allah Subhanehu ve Teala ‘gerçekten iman ettiklerini zannedenleri görmüyor musun? Bunlar, tağuta muhakeme olmayı istiyorlar’ buyurarak tağuta muhakeme olmayı isteyenlerin, bunun niyetine dahi girenlerin iman ettiklerini zannettiğini beyan etmiştir.

İbn Kayyım (rahimehullah) şöyle demiştir: “Kişi üzerinde anlaşmazlığa düşülen konuları imanının gereği olarak Allah’a ve Rasulüne götürmesi gerekir. Ancak bunu götürmediği takdirde asla iman dairesine dahil olamayacaktır.” [7]

O halde her kim ihtilafların çözümü için Kur-an ve Sünnet’in hakemliğini terkedip beşerin kanunlarına başvurursa Allah’a şirk koşmuş olur.

Duada Şirk: Hastalıktan şifa, musibetten kurtulma, rızık genişliği, okul kazanmak, çocuk sahibi olmak, şefaat istemek gibi sadece Allah’ın güç yetirebileceği hususlarda peygamber, salih bir kul, âlim gibi yaratılmışlardan yardım dilemek ve medet ummak şirktir. Allah’a yaklaşmak için ölülere dua etmek, dilek ve isteklerini türbe ve kabirlere yöneltmekte günümüzde en çok rastlanan şirk çeşitlerindendir. Dua bir ibadettir ve tüm ibadetler ancak Allah’a mahsus kılınmalıdır. İşte bundan dolayı Allah’tan başkasına dua etmek şirktir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mu’min, 40/60)

Bu ayette Allah Subhanehu ve Teala duayı ibadet olarak isimlendirmiştir.

“Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua edenden daha sapıktır? Ve onlar, bunların dualarından habersizdirler. İnsanlar (kıyamet günü) toplandığında, o taptıkları kendilerine düşman oluverir, onların ibadetlerini de inkâr ederler.” (Ahkâf, 46/5-6)

Bu ayetin sonunda da  Allah Subhanehu ve Teala sapıklıkta en ileri olan bu kimselerin kendisinden başkasına yalvarıp yakarmalarını ibadet olarak isimlendirmektedir.

Numân bin Beşir (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Dua ibadetin ta kendisidir.” [8]

İbn Teymiyye (rahimehullah) şöyle demiştir: “Allah’ın dışında ölü veya yanında bulunmayan birisine dua ederek: ‘Ey falanca efendim, bana yardım et’, ‘sana sığınıyorum’, ‘senden yardım diliyorum’ ‘düşmanıma karşı bana yardım et’ veya benzeri dualar, Allah’a koşulan şirktir. Bunlardan daha büyüğü ise, müşrik cahillerden bir grubun yaptığı gibi: ‘Beni bağışla, günahlarımı affet’ demesidir.” [9]

O halde her kim sadece Allah’ın güç yetirebileceği bir konuda kalben yada dille bir başkasına dua ederse Allah’a şirk koşmuş olur.

Teşride Şirk: Bu şirk, insanların Allah’ın kanunlarını ve ölçülerini terkederek kendi nefislerinden kanun ve yasalar koymalarıyla gerçekleşir. İnsan, yalnızca Allah’ın hükümlerini uygulamakla emrolunmuştur. Hiçbir mahlukun hüküm koyma yetkisi yoktur. Emir ve yasaklama hakkı sadece Allah’ındır. Bu hakkı Allah’tan başkasına nisbet etmek şirkin ta kendisidir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!” (A’râf, 7/54)

“Yoksa onların bir takım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşri ettiler?” (Şûrâ, 42/21)

 “O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak kabul etmez.” (Kehf, 18/26)

O halde her kim Allah’a ait olan teşri yetkisinin kendisinde olduğunu iddia ederse kendisini ilah ilan etmiş olur. Kimde Allah ile birlikte bir kanun koyucu olduğuna inanır ve bu yetkiyi bir şahsa, bir kuruma veyahut bir meclise devrederse Allah’a şirk koşmuş olur.

2- Küçük Şirk:  Küçük şirk ise kişiyi dinden çıkarmayan, ancak imanı azaltan bazı ameller olup, sürekli işlenmeleri gibi durumlarda kişiyi büyük şirke götürebilir. Şeriatta buna şirk dendiğinden dolayı bu isimle adlandırılmıştır. Bu da açık şirk ve gizli şirk olmak üzere iki kısma ayrılır.

Açık Şirk: Bu da lafız ve fiil kısımlarına ayrılır.

Lafız/söz  ile şirke örnek; Allah’tan başkası adına yemin etmektir.

Ömer b. Hattab (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuştur:

“Kim Allah’tan başkası üzerine yemin ederse muhakkaki o şirk koşmuştur.” [10]

Fiillere gelince, belanın kaldırılması ya da def edilmesi için bir halka ya da ip bağlamak örnek gösterilebilir. Nazardan ve başka şeylerden korkarak nazarlık, halka ya da ip bağlamak (bunların belanın kaldırılması ya da defedilmesi için sebeb teşkil ettiklerine inandığı takdirde) küçük şirktir. Çünkü Allah Teala bunları bir sebeb olarak tayin etmemiştir. Ama bunların bizzat kendilerinin belayı defettiklerini ya da kaldırdıklarına itikad ederse, o zaman büyük şirk olur. 

Gizli Şirk: Bu da irade ve niyetlerde -riyakarlık ve başkalarının işitmesi gibi- koşulan şirktir. Bir kimsenin kendisi ile Allah Teala’ya yaklaşılan bir ameli insanların kendisini övmeleri isteğiyle yapması gibi. Onların kendisini övmesi için namazını güzelce kılması yahutta tasaddukta bulunması ya da insanlar kendisini işitip, onu övüp güzel şekilde ondan söz etsinler niyetiyle güzel sesle Kur-an okumaya çalışması da buna örnektir. Riyakârlık bir amel ile karışacak olursa onu iptal eder. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

Mahmûd b. Lebîd el-Ensârî (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) şöyle buyurmuştur:

“Sizin için en korktuğum şey küçük şirktir.” Ashab: Ey Allah’ın Rasulü, küçük şirk nedir diye sorunca, o: “Riyakârlık yapmaktır.” diye cevap vermiştir. [11]

Büyük Şirk ile Küçük Şirk Arasındaki Farklar

– Büyük şirk kişiyi dinden çıkartır. Küçük şirk ise kişiyi dinden çıkartmaz.

– Büyük şirk kişinin ebedi olarak cehennemde kalmasına sebebtir. Küçük şirk ise kişinin cehenneme girse dahi ebedi olarak kalmasına sebeb olmaz.

– Büyük şirk bütün iyi amelleri boşa çıkartır, küçük şirk ise bütün amelleri boşa çıkartmaz. Sadece riyakârlığın karıştığı ameli yahutta sadece dünya için yapılan ameli boşa çıkartır.

– Büyük şirk sebebiyle can ve mal mübahtır ama küçük şirk sebebiyle bunlar mübah olmaz.

– Büyük şirk koşan bir kimse ile mü’minler arasında katıksız bir düşmanlık gerekir. Mü’minlerin böyle bir kimseyi sevmeleri ve onu veli edinmeleri caiz değildir. Küçük şirk koşan kimsenin durumu ise, mutlak olarak veli edinilmesine mani değildir.

Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

DİPNOTLAR
[1] (Buhari: 2654 ; Müslim: 143)
[2] (el-Minhâc fi Şerhi Sahîhi Müslim: 17/150)
[3] (Buhari: 129 ; Müslim: 152)
[4] (Ebu Davud: 4252 ; Tirmizi: 2219)
[5] (Tefsîru’l Kur’âni’l Azîm: 3/295)
[6] (Edvâu’l-Beyân: 7/56)
[7] (Bedâiu’t-Tefsîr: 1/548)
[8] (Ebu Davud: 1479 ; Tirmizi: 2969)
[9] (Mecmûu’l-Fetâvâ: 1/350-351)
[10] (Ahmed: 1/47 ; Hakim: 1/52)
[11] (Ahmed: 5/428, 429)

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...