Uluv Sıfatı

Admin Genel 2.097 Kişi Okudu

Bismillah..

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidayete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidayete erdiremez.

Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.

İsim ve sıfat tevhidi, Allah Subhanehu ve Teala’nın isim ve sıfatlarını bilmek, anlamak, gereğince amel etmek ve bütün sıfatlarında Allah’ı birlemek ile gerçekleşir. Bugün ise ne yazık ki insanlar Kur-an ve Sünnet’ten uzaklaşmanın neticesinde Allah Subhanehu ve Teala’nın birçok sıfatını iptal etmişler ve Allah’ı gereğince tevhid edememişlerdir.

Allah Teala en güzel isim ve sıfatlara sahiptir. Ehli sünnet Allah Subhanehu ve Teala’nın isim ve sıfatlarına tahrif (değiştirme), ta’til (işlevsizleştirme), tekyif (keyfiyetlendirme), temsil (benzetme) ve teşbihten uzak bir şekilde sadece Kitab ve Sünnet’te geldiği gibi zahir manaları üzerine iman eder.

Uluv Allah Teala’nın zati sıfatı istivada fiili sıfatıdır. Uluv, Allah Subhanehu ve Teala’nın hem zatıyla hem de sıfatlarıyla yarattıklarından yukarıda, yüksekte ve yüce olmasıdır.

Allah Teala’nın semada oluşunun delilleri. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Gökte olanın, sizi yere batırıvermeyeceğinden emin misiniz?” (Mulk, 67/16)

“Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz?” (Mulk, 67/17)

Abdullah b. Amr (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Merhametli olanlara, Rahman olan Allah’ta merhamet eder. Dünya ehline merhamet edin ki; semadaki Rahman olan Allah da size merhamet etsin.” [1]

Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Sa’d b. Muaz (radıyallahu anh)’ın, Beni Kureyza hakkında vermiş olduğu hükme binaen şöyle buyurmuştur:

“Yedi kat semanın üstünden Melik’in verdiği hüküm ile hüküm verdin.” [2]

Mu’aviye b. el-Hakem es-Sulemi (radıyallahu anh) şöyle dedi: “Benim, Uhud ve Cevvaniyye taraflarında koyunlarımı güden bir cariyem vardı. Bir gün yanına çıkıp vardım. Birde ne göreyim, güttüğü koyunlardan birisini kurt kapmış. Ben de ademoğullarından biriyim, onların öfkelendiği gibi bende öfkelenip esef ettim. Lakin ben o cariyeye bir şamar vurdum. Akabinde Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip (cariyeye yaptığımı haber verdim). (Cariyeye vurduğum) bu şamarı aleyhime çok büyüttü. Bende: “Ya Rasulullah! (Yaptığım bu zulme karşılık) cariyeyi azat edeyim mi?” dedim. “Onu bana getir” buyurdu. Bende cariyemi Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e getirdim. Rasulullah cariyeye hitaben: “Allah nerededir?” diye sordu. Cariye: “Semadadır” dedi. Tekrar: “Ben kimim? buyurdu. Cariye: “Sen Allah’ın Rasulüsün” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana: “Onu azat et. Çünkü o bir mü’minedir” buyurdu.” [3]

Ebu Sa’id el-Hudri (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Bana itimat etmiyor musunuz? Ben, semada olan Allah’ın eminiyim, sabah ve akşam bana gökyüzünün haberi geliyor.” [4]

Zeynep bt. Cahş (radıyallahu anha), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in diğer zevcelerinin yanlarında şöyle iftihar ederdi. Derdi ki: “Sizi, Rasulullah ile aileleriniz evlendirdi. Beni ise yedi kat semanın üstünden Allah evlendirdi.” [5]

Allah Teala’nın zatının üstte oluşunun delilleri. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Onlar, üstlerindeki Rablerinden korkarlar.” (Nahl, 16/50)

“O, kullarının üstünde her türlü tasarrufa sahiptir.” (En’âm, 6/18)

Allah Teala’ya doğru çıkışın (uruc) ve yükselişin (suud) açıkça zikredildiği deliller. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.” (Meâric, 70/4)

“Güzel söz yalnız O’na yükselir.” (Fâtır, 35/10)

Allah Teala’nın bir takım mahlukatı kendisine yükseltip kaldırdığına dair deliller. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim.” (Âli İmrân, 3/55)

“Allah onu kendine yükseltti.” (Nisâ, 4/158)

Allah Teala’nın hem zat hem sıfatlar itibariyle üste olmanın bütün mertebelerine delalet eden uluv lafzının açıkça ifade edilmesinin delilleri. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Ve O, Aliyy’dir (yüksekte olan), Azim’dir.” (Bakara, 2/255)

“Ve O, Aliyy’dir, pek büyüktür.” (Sebe, 34/23)

Allah Teala’nın arşın üzerine istiva etmesinin delilleri. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

“Rahman, Arş’a istiva etti.” (Tâhâ, 20/5)

“Şüphesiz Rabbiniz Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş üzerine istiva etti.” (A’râf, 7/54)

Ebu Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Allah mahlukatı yarattıktan sonra yanında arşını üstünde şöyle yazdı. Rahmetim gadabımı geçti.” [6]

Abdullah ibn Mes’ud (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Dünya seması ile ondan sonra ki gelen semanın arası beşyüz senedir. Her iki semanın arası böylece beşyüz senedir. Yedinci sema ile Kürsü’nün arası da beşyüz senedir. Kürsü ile suyun arası da beşyüz senedir. Arş ise suyun üstündedir. Arşın üstünde de Allah Teala vardır sizin meşgul olduğunuz amelleri oradan bilir.” [7]

Bilindiği gibi inme ancak yukarıdan aşağıya doğru bir hareketi bildirir ve Kur-an’da yukarıda, yedi kat semanın üstünde, arşının üzerinde olan Allah Teala tarafından indirilmiştir. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:

(Kur’an) rahman ve rahim olan Allah katından indirilmiştir.” (Fussilet, 41/2)

“Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, lütuf sahibi Allah tarafından indirilmiştir.” (Mu’min, 40/2)

Şimdi de Allah Subhanehu ve Teala’nın uluv sıfatı ile ilgili ehli sünnet imamlarının görüşlerinden bazılarını zikredelim:

Fıkhu’l Ekber isimli meşhur kitabın sahibi Ebu Muti’i-l-Hakem İbn Abdullah el-Belhi’den bize şöyle bir haber ulaştı: İmam Ebu Hanife (rahimehullah)’a “Rabbim semada mı yerde mi olduğunu bilmiyorum” diyen bir adamın hükmünü sordum. Dedi ki: “Şüphesiz o kâfir olmuştur. Çünkü Allah Teala buyuruyor: “Rahman, Arş’a istiva etti” (Tâhâ, 20/5).  Arşı da yedi kat semanın üstündedir.” Bende dedim ki: O adam diyor ki: “Tamam arşın üzerine istiva etmiştir diyorum. Lakin arşın semada mı yerde mi olduğunu bilmiyorum.” İmam Ebu Hanife cevaben şöyle dedi: “Arşın semada olduğunu inkâr etti mi şüphesiz o kâfir olmuştur.” [8]

İmam Şafii (rahimehullah) şöyle demiştir: “İmam Malik, Sufyan ve daha onlardan başka ehli sünnet önderlerinden gördüğüm ve benim de üzerinde olduğum hak olan kavil şudur. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet edip ve Allah Teala’nın semasında arşının üzerinde olduğunu, istediği gibi kullarına yaklaşıp ve istediği gibi de dünya semasına indiğini ikrar etmektir.” [9]

İmam Malik (rahimehullah) şöyle demiştir: “Allah, semadadır, ilmi ise her yerdedir ve ilminden de hiçbir şey gizli kalamaz.” [10]

İmam Ahmed bin Hanbel (rahimehullah)’a denildi ki: “Allah, yarattıklarından ayrı olarak kudreti ve ilmi ile her yerde olduğu halde yedi kat semanın üstünde arşının üzerinde midir?” İmam Ahmed bin Hanbel de cevaben şöyle dedi: “Evet! Allah arşının üzerindedir ve hiçbir şeyde ilminden gizli değildir.” [11]

Bu nakilleri uzatmak mümkündür fakat biz bu kadarı ile yetiniyoruz. Kitab, Sünnet ve ehli sünnet imamlarının sözleri ile sabit olduğu üzere Allah Subhanehu ve Teala uluv sıfatının sahibidir. Bunun inkârı ise küfürdür.

Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

DİPNOTLAR
[1] (Ebu Davud: 4941 ; Tirmizi: 1924 ; Ahmed: 2/160)
[2] (Zehebi: 15 ; Tahavi: 5987)
[3] (Müslim: 537 ; Ebu Davud: 930 ; Ahmed: 5/447)
[4] (Buhari: 4351 ; Müslim: 1064)
[5] (Buhari: 7420 ; Tirmizi: 3213 ; Ahmed: 3/226)
[6] (Buhari: 7422 ; Ahmed: 2/258)
[7] (ed-Darimi, er-Reddu ale’l-Cehmiyye: 275 ; Beyhaki, el-Esma: 401)
[8] (Tahavi, el-Akide: 322 ; Zehebi, el-Uluv: 118)
[9] (Zehebi, el-Uluv: 196)
[10] (Ebu Davud, el-Mesa’il: 263 ; Abdullah, er-Reddu ale’l-Cehmiyye: 5 ; Acurri, eş-Şeri’a: 289)
[11] (Hallal, es-Sunen: 198)

Etiketler

Bunlarda ilginizi çekebilir...